Post

Neoliberalizmin Krizi ve Avrupa’da Yeni Sınıf Mücadeleleri

Neoliberalizmin Krizi ve Avrupa’da Yeni Sınıf Mücadeleleri

Neoliberalizm, uzun yıllar boyunca yalnızca bir ekonomi politikası değil, toplumsal yaşamı piyasa ilişkileri doğrultusunda yeniden düzenleyen kapsamlı bir siyasal proje olarak sunuldu. Kamusal hizmetlerin daraltılması, emeğin esnekleştirilmesi ve sermayenin hareket alanının genişletilmesi; büyüme, refah ve özgürlük vaatleriyle meşrulaştırıldı. Ancak gelir ve servet eşitsizliğinin derinleşmesi, barınma ve temel hizmetlerin giderek pahalılaşması, bu vaatlerin toplumun geniş kesimleri açısından karşılık bulmadığını gösterdi.

Bu tablo, kapitalizmin sona erdiği anlamına gelmiyor. Sermaye birikimi ve piyasa ilişkileri varlığını sürdürüyor; ancak neoliberal düzenin toplumsal meşruiyeti aşınıyor. Avrupa'da yükselen toplumsal mücadeleler de bu birikmiş hoşnutsuzluğun ifadesi. Ne var ki toplumsal öfke, kendiliğinden eşitlikçi bir siyasete dönüşmüyor. Bu öfkenin yönünü, onu taşıyan toplumsal güçlerin örgütlenme biçimi, kurdukları ittifaklar ve geliştirdikleri siyasal program belirliyor.

Barınma hakkı piyasanın insafına bırakıldığında

Neoliberal dönüşümün en görünür sonuçlarından biri konut alanında yaşanıyor. Konut, temel bir ihtiyaç olmaktan çıkarılarak yatırım ve spekülasyon aracına dönüştürülüyor. Ücretler konut maliyetlerinin gerisinde kalırken kira artışları, özellikle büyük kentlerde, hanelerin yaşam koşullarını ağırlaştırıyor.

Eurostat verilerine göre 2010-2024 döneminde Avrupa Birliği genelinde konut fiyatları yüzde 53, kiralar ise yüzde 25 arttı. 2024 yılında haneler kullanılabilir gelirlerinin ortalama yüzde 19'unu konut giderlerine ayırdı. Yoksulluk riski altındaki nüfusta bu oran yüzde 37'ye yükseldi. Bu tablo, barınma krizinin yalnızca arz-talep dengesizliğiyle değil, gelir dağılımı, mülkiyet ilişkileri ve finansallaşmayla da bağlantılı olduğunu gösteriyor.

Berlin'deki konut mücadelesi, bu çelişkinin siyasal alana taşınmasının önemli örneklerinden biri. 2021 referandumunda seçmenlerin yaklaşık yüzde 59'u, büyük emlak şirketlerinin elindeki konutların toplumsallaştırılması önerisini destekledi. Yaklaşık 240 bin konutu kapsayan girişim, barınma hakkının piyasa getirisine değil, toplumsal ihtiyaca göre düzenlenmesini savunuyordu.

Almanya Anayasası'nın 15. maddesi, üretim araçlarının ve taşınmazların toplumsallaştırılması için anayasal bir dayanak sunuyor. Ancak bu hükmün varlığı, konutların kendiliğinden kamu mülkiyetine geçmesi anlamına gelmiyor. Berlin'de 2026 yılında kabul edilen hukuki çerçeve düzenlemesi de tek başına toplumsallaştırmayı gerçekleştirmiyor. Somut uygulama yasası, tazminat koşulları ve hukuki denetim gibi başlıklar hâlâ belirleyici. Dolayısıyla Berlin'deki mücadele, yalnızca hukuki bir tartışma değil, mülkiyetin ve kent kaynaklarının kim tarafından kontrol edileceğine ilişkin siyasal bir mücadele.

Kamu mülkiyeti, belediye konutları, kiracıların karar süreçlerine katılımı ve kira denetimi bu mücadelenin temel araçları olabilir. Ancak gerçek bir alternatif, konut üretiminin ve yönetiminin demokratik denetime açılmasını gerektiriyor.

Eşitsizlik yaşamın bütününde büyüyor

Avrupa'daki toplumsal hoşnutsuzluk yalnızca ücretler ve işsizlik üzerinden açıklanamaz. Eşitsizlik; eğitimden sağlığa, barınmadan ulaşım imkânlarına kadar yaşamın bütün alanlarına yayılıyor.

Paris banliyölerinde yükselen gençlik hareketleri, sınıfsal eşitsizlik ile ırksallaştırılmış ayrımcılık ve mekânsal dışlanmanın nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Okullar arasındaki imkân farklılıkları, kamu hizmetlerindeki yetersizlikler ve polis şiddeti birbirinden bağımsız sorunlar değil. 2005 yılında Clichy-sous-Bois'da Zyed Benna ve Bouna Traoré'nin ölümüyle başlayan toplumsal hafıza, 2023'te Nahel Merzouk'un polis tarafından öldürülmesiyle yeniden canlandı.

Bu mücadeleleri yalnızca ekonomik taleplere ya da yalnızca kimlik siyasetine indirgemek, gerçekliği eksik kavramaktır. Eğitim hakkı, kamusal yatırım ve eşit hizmet talepleri sınıfsal bir yeniden dağıtım perspektifiyle ele alınmalı; ayrımcılığa ve devlet şiddetine karşı mücadele de kendi özgünlüğünü korumalıdır.

Toplumsal hareketlerin siyasal ufku seçim takvimine indirgenemez. Seçimler önemli bir mücadele alanıdır; ancak hareketlerin kendi gündemlerini, örgütsel özerkliklerini ve mücadele deneyimlerini korumaları gerekir.

Finansallaşma ve daralan yaşam alanı

Barınma krizinin ve kamusal hizmetlerdeki gerilemenin arkasında finansallaşmanın önemli bir rolü bulunuyor. Finansal sermaye, gelecekte elde edilmesi beklenen kira gelirlerini ve borç ödemelerini bugünden yatırım nesnesine dönüştürüyor. Riskler ve maliyetler çoğu zaman emekçilere ve kamusal kaynaklara aktarılırken kazanç sermayede birikiyor.

Konut piyasasında bu mekanizma açıkça görülüyor: Barınma ihtiyacı, yatırım getirisi beklentisine tabi hâle geliyor; kiracılar, finansal sermaye için düzenli gelir sağlayan bir kaynağa dönüşüyor. Böylece hane bütçelerinden sermayeye sürekli bir kaynak aktarımı gerçekleşiyor.

Benzer bir piyasa mantığı kentlerin ulaşım politikalarında da etkili. Otomobil merkezli planlama, toplu taşıma, yaya ve bisiklet altyapısının gelişmesini sınırlayabiliyor. Elektrikli otomobillerin yaygınlaşması da kentlerin hangi ihtiyaçlara göre düzenlendiği sorusunu ortadan kaldırmıyor. Mesele yalnızca yakıtın türü değil, ulaşım kaynaklarının ve kent mekânının kimlerin çıkarları doğrultusunda kullanıldığıdır.

Toplumsal öfkenin siyasal yönü

Neoliberal politikaların yarattığı hoşnutsuzluk, kendiliğinden solun güçlenmesini sağlamıyor. Ekonomik güvencesizlik ve gelecek kaygısı, eşitlikçi bir siyasetin zeminini oluşturabileceği gibi otoriter ve göçmen karşıtı hareketler tarafından da kullanılabiliyor.

Radikal sağ, toplumsal sorunların kaynağını sermaye ilişkileri ve mülkiyet düzeni yerine göçmenlerde ve azınlıklarda göstererek sınıfsal eşitsizliklerin üzerini örtebiliyor. Böylece işsizlik, konut krizi ve kamusal hizmetlerdeki gerileme, bunları üreten ekonomik ve siyasal tercihlerden koparılarak kültürel çatışmalara dönüştürülüyor.

Solun görevi, bu hoşnutsuzluğu dışlayıcı siyasetin etkisinden çıkararak farklı toplumsal kesimleri ortak talepler etrafında buluşturmaktır. İşçilerin, kiracıların, gençlerin, göçmenlerin, kadınların ve kent yoksullarının mücadeleleri arasında bağ kurmak; farklı deneyimleri tek bir kimliğe indirgemeden ortak çıkarlar temelinde örgütlenmek gerekiyor.

İtirazdan programa, protestodan örgütlenmeye

Neoliberalizme karşı bir alternatif, yalnızca mevcut düzenin eleştirisiyle kurulamaz. Barınma hakkı, güvenceli çalışma, kamusal eğitim ve sağlık, adil vergilendirme, erişilebilir ulaşım ve ekolojik dönüşüm, somut bir siyasal programın temel başlıkları olmalıdır. Bu politikaların nasıl finanse edileceği ve hangi kurumlar aracılığıyla uygulanacağı da açıklanmalıdır.

Sosyal konut politikası yalnızca yeni konut inşa etmekle sınırlı kalmamalı; kamu arazilerinin kullanımı, belediyelerin konut üretme kapasitesi, kiracıların korunması ve spekülatif mülkiyetin sınırlandırılması birlikte ele alınmalıdır.

Bu programın kalıcı bir güce dönüşmesi, toplumsal örgütlenmenin sürekliliğine bağlıdır. Sendikalar, mahalle örgütleri, kiracı birlikleri, meslek örgütleri ve öğrenci hareketleri, kendi özerkliklerini koruyarak ortak hedefler etrafında koordinasyon geliştirmelidir. Grev, yerel örgütlenme, hukuki mücadele, seçimlere müdahale ve kamusal karar süreçlerine katılım, birbirini tamamlayan mücadele biçimleri olarak değerlendirilmelidir.

Seçim başarıları tek başına toplumsal dönüşüm anlamına gelmez. Siyasal iktidarın değişmesi, ekonomik gücün, mülkiyet ilişkilerinin ve karar alma mekanizmalarının kendiliğinden değişmesini sağlamaz. Bu nedenle demokratik mücadele, seçimlerin ötesinde toplumsal örgütlenmeyi ve kamusal denetimi güçlendirmelidir.

Uluslararası dayanışmanın sürekliliği

Che Guevara'nın 16 Nisan 1967 tarihli Tricontinental'e Mesajı, farklı coğrafyalardaki kurtuluş mücadelelerinin emperyalizme karşı uluslararası dayanışma içinde buluşması gerektiğini savunuyordu. Mesajın sonunda yer alan “İki, üç, daha fazla Vietnam yaratmak” çağrısı, farklı ülkelerdeki mücadelelerin ortak bir direniş hattı oluşturabileceği düşüncesini ifade ediyordu.

Bugün bu çağrıyı geçmişin koşullarıyla birebir özdeşleştirmek mümkün değil. Ancak mücadelelerin birbirinden kopuk olmadığı ve uluslararası dayanışmanın siyasal bir güç yaratabileceği fikri önemini koruyor. Konut hakkı hareketlerinin deneyimleri, emek mücadelelerinin örgütlenme yöntemleri ve ekoloji, eğitim ve göçmen hakları etrafında gelişen hareketler arasında karşılıklı öğrenme ve ortak hedefler geliştirilmelidir.

Avrupa ülkelerinin ekonomik ve siyasal koşulları birbirinden farklıdır. Bu nedenle uluslararası dayanışma, tek tip bir mücadele modeli dayatmak yerine farklı deneyimlerin paylaşılmasına ve ortak sorunlara birlikte yanıt üretilmesine dayanmalıdır. Birbirinden habersiz protestoların çoğalması yeterli değildir; önemli olan, bu mücadelelerin kalıcı bir dayanışma ağına dönüşmesidir.

Avrupa'da yeni siyasal mücadelelerin zemini

Avrupa'da konut krizine karşı mücadele eden kiracılar, kamusal eğitim talep eden öğrenciler, güvencesizliğe karşı örgütlenen emekçiler ve kentlerin sermaye çıkarlarına göre düzenlenmesine itiraz eden topluluklar, neoliberal düzenin farklı çelişkileriyle karşı karşıya. Bu mücadelelerin ortak sorusu, kaynakların ve karar alma gücünün kimlerin elinde toplandığıdır.

Ancak toplumsal hoşnutsuzluğun siyasal sonucu önceden belirlenmiş değil. Örgütlü ve demokratik bir alternatifle buluşmadığında öfke dağılabilir, etkisizleşebilir veya otoriter siyaset tarafından kullanılabilir. Bu nedenle temel görev, itirazı ortak talepler, uygulanabilir politikalar ve kalıcı örgütlenmeler etrafında birleştirmektir.

Neoliberalizmin krizi kendiliğinden eşitlikçi bir düzen yaratmayacak. Barınmanın bir hak, eğitim ve sağlığın kamusal sorumluluk, emeğin güvenceli yaşamın temeli, kentlerin ise sermaye birikiminin değil toplumsal ihtiyaçların mekânı olduğu bir düzen için siyasal mücadele ve örgütlenme gerekiyor.

Bugün Avrupa'daki mücadelelerin belirleyici sorusu şudur. Biriken toplumsal öfke, geçici protestoların sınırlarını aşarak örgütlü, demokratik ve uluslararası dayanışmaya dayanan bir siyasal güce dönüşebilecek mi? Yanıt, yalnızca sokakların ne kadar dolduğuna değil, taleplerin nasıl bir programa, örgütlenmeye ve sürekliliğe kavuşacağına bağlıdır.

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Neoliberalizmin Krizi ve Avrupa’da Yeni Sınıf Mücadeleleri

Post

Dünya Sokaklarında Biriken Öfke

Post

Gençliğin İsyanı, Sokağın Biriktirdiği Güç

Post

Sessizlik Kader Değil

Post

Halkın Oyu Siyasetçinin Kişisel Mülkü Değildir

Post

Fransa’da Liseliler Ayakta. Gençliğin Öfkesi İşçi Sınıfının Gücüyle Birleşebilir

Post

Fon Krizi. Birkaç Kişinin Değil, Bir Düzenin Meselesi

Post

Yapay Zekânın Distopyası ve Kapitalizmin Geleceği

Post

Meydanlardan Yükselen Direniş

Post

NATO Zirvesi. Emperyalist Savaş Düzeni ve Halkın Alternatifi

Post

Yeni Tarihsel Blok ve Karşı Hegemonya

Post

Zirvelerin Takvimi Değil, Hayatın Ritmi

Post

Siyah Ayaklar, Beyaz Düzen

Post

Barışın Yönünü Kim Belirleyecek?

Post

Hegemonya Krizi Çağında Türkiye: Devlet Biçiminin Dönüşümü ve Yeni Tarihsel Eşik

Post

Krizden Kim Çıkacak? Kendi Gücünü Yaratan Bir Sınıf

Post

Kriz Çağında Emek ve Sosyalizm Türkiye’de Eşitsizlik, Düzen ve Gelecek Mücadelesi

Post

Butlan Rejimi, Devlet Aklı ve Yoksulluğun Gölgesinde Türkiye

Post

Kriz ve Direniş

Post

Parçalı İsyanlar ve Krizin Yönetimi

Post

Berlin’de Sandık Değişti. Somut Program Seçmenin Yönünü Çevirdi

Post

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Post

Fırtınayı Beklemek Değil, Dünyanın Tozunu Atmak

Post

Emperyalist Kriz ve Sınıf Mücadelesi. NATO, Ortadoğu ve Türkiye

Post

Madencilerin Direnişi ve Düzenin Gerçeği

Post

Hakikat, Bilgi ve İktidar: Nereden Başlamalı?

Post

Emperyalist Yeniden Paylaşım, Militarizm ve Sınıf Mücadelesi

Post

Mantık Çarpıtılması

Post

Türkiye Sosyalist Hareketi Neden Yenilenmek Zorunda?

Post

Rejimin Yeniden Yapılanması Karşısında Devrimci Alternatif

Post

Faşizm İktidara Gelmeden Önce Kazanır

Post

Hayatı Geri Almak

Post

Ailem Güvende, Ya Yurttaş?

Post

Faşist Hareketi Besleyen Politikalar

Post

Kapitalizmin Yolu Savaşlara Çıkıyor

Post

Karanlıktan Çıkışın Yolu

Post

Basın Özgürlüğünü Savunalım

Post

Savaşların Karşısındaki Gençlik

Post

Gezi’nin Gücü, İktidarın Korkusu

Post

Avrupa’da Faşizm Hayaleti mi Dolaşıyor?

Post

İktidarın Krizi, Milliyetçilerin Saldırıları

Post

Yoksulluğun Karşısında Somut Politik Program

Post

İddiasını Yitirmiş Sosyalist Hareket

Post

Ortadoğu'nun Felaketi, İsrail

Post

Bir AKP Politikası: Sorunu Çözme, Ortadan Kaldır

Post

Gemisini Kurtaran Kaptan Olamayız

Post

Devrimin Güncelliği

Post

Yönetememe Krizinin Sonucu: Anayasa Tartışması

Post

Bölgesel Savaşlar Denklemi

Post

Yönetememe Krizi Derinleşiyor

Post

Sağlık Kamusal Bir Haktır

Post

Halkların Mücadelesi

Post

Bir Çöküş Hikayesi

Post

Tarihsel Çelişki

Post

Zor Zamanlar Devrimci Eylemi Gerektirir

Post

Suriye’deki Senaryolar

Post

İdeolojik Manipülasyonlarla Mücadelenin Yolu

Post

Gezi Güncelliğini Koruyor

Post

Yargı Bağımsızlığı Ayaklar Altında

Post

Gözde Sermayedarlar Devri

Post

“Güler Yüzlü Kapitalizm” Maskesi

Post

Farklı Mücadeleleri Kesiştirmek İçin

Post

Otoriterleşen Rejimlere Bakış

Post

Sosyalist Bir Alternatif İçin

Post

Gençlik Bu Düzene Direniyor

Post

Trump’ın Küresel Göçmen Politikalarıyla Faşizme Giden Yolu

Post

1968’den Bugüne Mücadelenin Sürekliliği

Post

Türkiye: Kriz, Direniş ve Gelecek

Post

Kapitalizmin Dijital Ağlarında Bir Heyula Dolaşıyor

Post

Ortadoğu’daki Çatışmaların Jeopolitik Sonuçları

Post

Kapitalizmin Çöküşüne Karşı Radikal Bir Yol Arayışı

Post

Filistin Direniyor, Dünya Suça Ortak Oluyor

Post

Krizin Derinliğinde Yaşayanlar, Direnişin Ucunda Yürüyenler

Post

Trump’ın Avrupa’sı: Faşizm, Savaş ve Yeni Düzen

Post

Gelişen Direnişlerin Dönüştürücü Potansiyeli

Post

Yıkılmayan Kentler İçin Rant Düzenini Yıkmalıyız

Post

Kilitlenme

Post

Yeni Egemenlik Rejimi

Post

Yaşamak İçin Direnmek Zorundayız

Post

Ortadoğu’da Yeni Oyun, Eski Hesaplar

Post

Zihinleri Teslim Alamazsınız

Post

Ortadoğu’da Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar

Post

Avrupa’da Militarist Restorasyon ve Sınıf Savaşı

Post

Kriz Rejimi ve Direnişin Toplumsal Zemini

Post

CHP’ye Operasyonlar, Rejimin Krizi ve Emek Cephesi İhtiyacı

Post

Direnişi Susturamazsınız Gazze, Halkların Ortak İsyanıdır

Post

Kürt Sorunu Silahlı Mücadeleden Siyasal Yeniden Kuruluşa

Post

Ortadoğu’da Emperyalist Kaosun Anatomisi

Post

Devrimci Örgütlenme ve Kurucu Strateji

Post

Geçmişten Geleceğe Kürt Mücadelesi Tarihi

Post

Yeni Müesses Nizamın Krizi, Direnişin Praksisi

Post

Doğa Yanıyor, Rejim Susuyor

Post

Tarihsel Kırılma ve Devrimci Yeniden İnşa

Post

Bu Düzen Çöküyor, Devrimciler Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Post

Yeni Paylaşım Savaşı ve Halkların Direniş Hattı

Post

Sistem Çöküyor Kopuşun Zamanı Şimdi

Post

Mütevazı Bir Teklif 5.0

Post

Cumhuriyetin Çöküşü

Post

Kapitalist Çürüme ve Devrimci Program İhtiyacı

Post

Eğitimde Gericileşme ve Patriyarkanın Yeni Formları

Post

Kayyum Siyaseti ve Solun Sessizliği

Post

Faşizm ve Emperyalist Krizin Küresel Boyutu

Post

Çürüyen Düzenin Ortak Kaderi

Post

Meşruiyeti Çöken Düzen, Yükselen Devrim İhtimali

Post

Gazze Emperyalizm, Soykırım ve Direniş

Post

Kürt Meselesi ve Devrim

Post

Büyük Hırsızların Cumhuriyeti

Post

Karanlık Kentler

Post

Yaşlı Adamların Dünyası ve Doğan Tarihsel Özneler

Post

Kürt Meselesi ve Devletçi Paradigma

Post

Maskenin Ardından Bakmak

Post

Sömürü Ağları ve Sınırların Ötesindeki Emek

Post

Gerçeklikten Kaçışın Politik Anlamı

Post

EĞİTİM DEĞİL EMEK

Post

Panik ve Umut

Post

EMPERYALİST SAVAŞ VE TAHAKKÜM DÜZENİ

Post

İstisna Rejimi

Post

Kapitalizmin Derin Krizi ve İsviçre’de Emekçi Direnişinin Yükselişi

Post

Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

Post

NATO ve 21. Yüzyılın Hegemonik Oyunları

Post

Küresel Kriz, Emperyalist Rekabet ve Savaşın Ufku

Post

İlke ile Refleks Arasında

Post

Türkiye’de Yoksulluk. Ekonomik Bir Hata mı, Bilinçli Bir Emek Rejimi mi?

Post

Faşizmin Yeniden Biçimlenmesi. Kriz Devleti, Hegemonya ve Türkiye

Post

Genişleyen Sınıf Kendi Adıyla Konuşuyor

Post

İktidarın Çürümesi ve Gürültünün Siyaseti

Post

Kapitalist Kriz ve Halkların Direnişi

Post

Hafızanın Keskinliği, Çelişkinin İzleri. Yalçın Küçük Üzerine

Post

Çerçeve Yasa Sonrası Yeni Siyasal Zemin

Post

Kral Çıplak

Post

Kendi Havasını Yaratan Ateş

Post

Zenginliğin Soyu, Yoksulluğun Kaderi

Post

Kapitalizmin Gıda Krizi

Post

Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele

Post

Krizi Ancak Mücadele Aşabilir

Post

Kapitalizmin Krizleri

Post

Kapitalizmin İçinden Bir Olgu: Faşizm

Post

İnsanlığın Seçimi

Post

Yeni Bir Yüzyıl

Post

Emperyalizmin Savaştan Başka Planı Yok

Post

Tespit ve Çözüm

Post

Emperyalizmin Göçmen Planı

Post

Koşullar Mükemmel, Ya Biz?

Post

İnsanlığın Ortak Mirası

Post

Eğitimde Uçurumun Kıyısında

Post

Karanlığı Biz Durdurabiliriz

Post

Ülkenin Sorunlarıyla Uğraşmak Zorundayız

Post

Tek Yumruk Olalım

Post

Fransa'da Maske Düştü

Post

Bay Başkan

Post

Gereğini Yapacağız

Post

Siyasi İktidarın Enkazı

Post

Kavşaktayız

Post

Amok Koşucusu Nereye Koşuyor?

Post

Fişi Çekmeye Hazır mıyız?

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor