Post

Hegemonya Krizi Çağında Türkiye: Devlet Biçiminin Dönüşümü ve Yeni Tarihsel Eşik

Hegemonya Krizi Çağında Türkiye: Devlet Biçiminin Dönüşümü ve Yeni Tarihsel Eşik

Türkiye bugün yalnızca bir hükümet değişikliği ya da seçim rekabeti sürecinden geçmiyor. Yaşanan kriz, devlet biçiminden ekonomik yönelime, toplumsal ilişkilerden uluslararası güç dengelerine kadar uzanan daha derin bir tarihsel dönüşümün parçasıdır.

Bu nedenle Türkiye’deki siyasal gelişmeleri yalnızca iktidar değişimleri, parti rekabetleri veya seçim sonuçları üzerinden değerlendirmek, içinde bulunduğumuz dönemin niteliğini kavramak açısından yetersiz kalır.

Asıl mesele, eski yönetme biçimlerinin toplumsal rıza üretme kapasitesini kaybettiği, ancak yeni bir siyasal ve toplumsal düzenin de henüz kurumsallaşmadığı bir geçiş döneminin yaşanıyor olmasıdır.

Bu tür dönemlerde belirleyici soru yalnızca "iktidarı kim yönetecek?" sorusu değildir.

Daha temel soru şudur:

Yeni dönemin devlet biçimini, toplumsal ilişkilerini ve tarihsel yönünü hangi sınıfsal ve toplumsal güçler belirleyecektir?

Bu soru bizi doğrudan hegemonya sorununa götürür.

Organik Kriz ve Devlet Biçiminin Dönüşümü

Antonio Gramsci’nin "organik kriz" kavramı, Türkiye’de yaşanan dönüşümü anlamak açısından önemli bir teorik çerçeve sunar.

Organik kriz, yalnızca ekonomik bir daralma ya da hükümet bunalımı değildir. Daha derin anlamıyla, egemen sınıfların toplumu eski yöntemlerle yönetme kapasitesinin zayıfladığı, buna karşılık yeni toplumsal güçlerin kendi tarihsel yönlerini henüz kuramadıkları geçiş dönemidir.

Türkiye’de artan gelir eşitsizliği, yüksek yaşam maliyetleri, genç kuşakların geleceksizlik deneyimi, siyasal temsil krizinin derinleşmesi ve hukuk devleti tartışmaları bu krizin farklı görünümleridir.

Ancak bu süreci yalnızca ekonomik ya da kurumsal sorunlar toplamı olarak görmek eksik olur.

Çünkü yaşanan kriz aynı zamanda devletin toplumla kurduğu ilişkinin dönüşümünü ifade etmektedir.

Günümüz otoriterleşmesi çoğu zaman demokratik kurumların tamamen ortadan kaldırılması biçiminde ilerlemez. Seçimler devam edebilir, parlamentolar varlığını sürdürebilir, anayasal kurumlar biçimsel olarak korunabilir.

Ancak siyasal karar alma süreçleri giderek daha dar merkezlerde yoğunlaşabilir ve demokratik denetim mekanizmaları etkisini kaybedebilir.

Dolayısıyla asıl tartışma yalnızca otoriterleşmenin derecesi değildir.

Esas mesele, bu devlet biçiminin hangi tarihsel krizlere yanıt olarak ortaya çıktığı ve buna karşı nasıl bir toplumsal alternatifin kurulabileceğidir.

Çünkü tarihsel kriz dönemlerinde eski düzenin çözülmesi kadar, yeni düzeni hangi güçlerin kuracağı da belirleyicidir.

Yeni Emperyalist Rekabet ve Türkiye'nin Konumu

Türkiye’de yaşanan dönüşüm, yalnızca iç siyasal dinamiklerle açıklanamaz.

Dünya kapitalizmi de uzun süredir yeni bir yapılanma sürecinden geçmektedir.

Kapitalist üretim tarzı, tarihsel gelişimi boyunca kendi çelişkilerini yeniden üretir. Sermayenin yoğunlaşması, rekabetin sertleşmesi, kârlılık sorunları ve yeni yatırım alanları arayışı, kapitalist sistemi sürekli yeni birikim stratejileri geliştirmeye zorlar.

Bu nedenle günümüzdeki küresel rekabet yalnızca devletler arasındaki diplomatik veya askerî mücadeleden ibaret değildir.

Enerji kaynakları, kritik madenler, yarı iletken teknolojileri, veri altyapıları, ulaştırma koridorları ve lojistik ağlar yeni sermaye birikiminin stratejik alanları hâline gelmiştir.

Yeni emperyalist rekabet tam da bu alanlarda şekillenmektedir.

Savaşlar artık yalnızca cephelerde değil; ekonomik yaptırımlar, teknoloji ambargoları, enerji hatları ve ticaret yolları üzerinden de yürütülmektedir.

Ortadoğu, Karadeniz, Kafkasya ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler birbirinden kopuk krizler değildir.

Bunlar, küresel kapitalizmin yeniden örgütlenme sürecinin jeopolitik yansımalarıdır.

Türkiye bu dönüşümün merkezinde yer alan ülkelerden biridir.

NATO üyeliği, Rusya ve İran ile geliştirdiği ilişkiler, Avrupa ile ekonomik bağları, Suriye ve Irak politikaları, Doğu Akdeniz’deki konumu ve Kürt meselesinin bölgesel niteliği nedeniyle Türkiye, yeni güç dengelerinin kritik düğüm noktalarından biridir.

Bu nedenle Türkiye’nin iç siyasal krizi ile bölgesel yeniden yapılanma birbirinden ayrı süreçler olarak ele alınamaz.

Devletin güvenlik politikaları, ekonomik tercihleri, dış politika yönelimleri ve demokratikleşme tartışmaları aynı tarihsel dönüşümün farklı boyutlarıdır.

Hegemonya Mücadelesi ve Yeni Tarihsel Yön

Her tarihsel kriz dönemi aynı zamanda bir mücadele alanıdır.

Kriz, kendiliğinden yeni bir düzen yaratmaz.

Eski düzenin çözülmesi, otomatik olarak özgürleştirici bir sonuç doğurmaz.

Tarih boyunca kriz dönemlerinde farklı toplumsal güçler kendi projelerini ortaya koymuş ve toplumun geleceği bu mücadelelerin sonucunda şekillenmiştir.

Bugün Türkiye’nin temel sorunu yalnızca mevcut iktidar biçiminin değişip değişmeyeceği değildir.

Asıl sorun, bu değişimin hangi toplumsal güçlere dayanacağı ve hangi tarihsel perspektifle yönlendirileceğidir.

Çünkü yalnızca yönetici kadroların değişmesi, toplumun temel çelişkilerini ortadan kaldırmaz.

Kalıcı dönüşüm, siyasal kurumların ötesinde toplumsal güç dengelerinin, üretim ilişkilerinin ve örgütlenme kapasitesinin değişmesiyle mümkündür.

Bu nedenle Türkiye’nin önündeki temel mesele, yeni bir tarihsel yönün nasıl kurulacağıdır.

Bu yön, yalnızca mevcut düzenin eleştirisiyle değil; toplumun farklı kesimlerinin ortak bir gelecek fikri etrafında birleşebilmesiyle ortaya çıkabilir.

Tam da bu nedenle önümüzdeki dönemin temel mücadelesi, yalnızca iktidar mücadelesi değil; hegemonya mücadelesidir.

Son olarak şu soru önümüzde durmaktadır:

Bu krizin içinden hangi toplumsal güçler yeni bir tarihsel blok oluşturabilecek ve Türkiye’nin geleceğine yön verebilecektir?

(Bu sorunun yanıtı ikinci bölümde ele alınacaktır.)


 

İlgili Yazılar

Post

Hegemonya Krizi Çağında Türkiye: Devlet Biçiminin Dönüşümü ve Yeni Tarihsel Eşik

Post

Kriz Çağında Emek ve Sosyalizm Türkiye’de Eşitsizlik, Düzen ve Gelecek Mücadelesi

Post

Siyah Ayaklar, Beyaz Düzen

Post

Zirvelerin Takvimi Değil, Hayatın Ritmi

Post

NATO Zirvesi. Emperyalist Savaş Düzeni ve Halkın Alternatifi

Post

Rejimin Yeniden Yapılanması Karşısında Devrimci Alternatif

Post

Türkiye Sosyalist Hareketi Neden Yenilenmek Zorunda?

Post

Hakikat, Bilgi ve İktidar: Nereden Başlamalı?

Post

Meydanlardan Yükselen Direniş

Post

Emperyalist Yeniden Paylaşım, Militarizm ve Sınıf Mücadelesi

Post

Fırtınayı Beklemek Değil, Dünyanın Tozunu Atmak

Post

Butlan Rejimi, Devlet Aklı ve Yoksulluğun Gölgesinde Türkiye

Post

Madencilerin Direnişi ve Düzenin Gerçeği

Post

Parçalı İsyanlar ve Krizin Yönetimi

Post

Kriz ve Direniş

Post

Faşizmin Yeniden Biçimlenmesi. Kriz Devleti, Hegemonya ve Türkiye

Post

Gazze Emperyalizm, Soykırım ve Direniş

Post

Hafızanın Keskinliği, Çelişkinin İzleri. Yalçın Küçük Üzerine

Post

Emperyalist Kriz ve Sınıf Mücadelesi. NATO, Ortadoğu ve Türkiye

Post

Kapitalist Kriz ve Halkların Direnişi

Post

İktidarın Çürümesi ve Gürültünün Siyaseti

Post

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Post

Genişleyen Sınıf Kendi Adıyla Konuşuyor

Post

Türkiye’de Yoksulluk. Ekonomik Bir Hata mı, Bilinçli Bir Emek Rejimi mi?

Post

İlke ile Refleks Arasında

Post

Küresel Kriz, Emperyalist Rekabet ve Savaşın Ufku

Post

NATO ve 21. Yüzyılın Hegemonik Oyunları

Post

Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

Post

Kapitalizmin Derin Krizi ve İsviçre’de Emekçi Direnişinin Yükselişi

Post

İstisna Rejimi

Post

EMPERYALİST SAVAŞ VE TAHAKKÜM DÜZENİ

Post

Panik ve Umut

Post

EĞİTİM DEĞİL EMEK

Post

Gerçeklikten Kaçışın Politik Anlamı

Post

Sömürü Ağları ve Sınırların Ötesindeki Emek

Post

Maskenin Ardından Bakmak

Post

Kürt Meselesi ve Devletçi Paradigma

Post

Yaşlı Adamların Dünyası ve Doğan Tarihsel Özneler

Post

Karanlık Kentler

Post

Büyük Hırsızların Cumhuriyeti

Post

Kürt Meselesi ve Devrim

Post

Gezi Güncelliğini Koruyor

Post

İdeolojik Manipülasyonlarla Mücadelenin Yolu

Post

Suriye’deki Senaryolar

Post

Zor Zamanlar Devrimci Eylemi Gerektirir

Post

Tarihsel Çelişki

Post

Bir Çöküş Hikayesi

Post

Halkların Mücadelesi

Post

Sağlık Kamusal Bir Haktır

Post

Yönetememe Krizi Derinleşiyor

Post

Bölgesel Savaşlar Denklemi

Post

Yönetememe Krizinin Sonucu: Anayasa Tartışması

Post

Devrimin Güncelliği

Post

Gemisini Kurtaran Kaptan Olamayız

Post

Bir AKP Politikası: Sorunu Çözme, Ortadan Kaldır

Post

Ortadoğu'nun Felaketi, İsrail

Post

İddiasını Yitirmiş Sosyalist Hareket

Post

Yoksulluğun Karşısında Somut Politik Program

Post

İktidarın Krizi, Milliyetçilerin Saldırıları

Post

Avrupa’da Faşizm Hayaleti mi Dolaşıyor?

Post

Gezi’nin Gücü, İktidarın Korkusu

Post

Faşist Hareketi Besleyen Politikalar

Post

Kapitalizmin Yolu Savaşlara Çıkıyor

Post

Karanlıktan Çıkışın Yolu

Post

Basın Özgürlüğünü Savunalım

Post

Savaşların Karşısındaki Gençlik

Post

Meşruiyeti Çöken Düzen, Yükselen Devrim İhtimali

Post

Çürüyen Düzenin Ortak Kaderi

Post

Faşizm ve Emperyalist Krizin Küresel Boyutu

Post

Kayyum Siyaseti ve Solun Sessizliği

Post

Eğitimde Gericileşme ve Patriyarkanın Yeni Formları

Post

Kapitalist Çürüme ve Devrimci Program İhtiyacı

Post

Cumhuriyetin Çöküşü

Post

Mütevazı Bir Teklif 5.0

Post

Sistem Çöküyor Kopuşun Zamanı Şimdi

Post

Yeni Paylaşım Savaşı ve Halkların Direniş Hattı

Post

Bu Düzen Çöküyor, Devrimciler Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Post

Tarihsel Kırılma ve Devrimci Yeniden İnşa

Post

Doğa Yanıyor, Rejim Susuyor

Post

Yeni Müesses Nizamın Krizi, Direnişin Praksisi

Post

Geçmişten Geleceğe Kürt Mücadelesi Tarihi

Post

Devrimci Örgütlenme ve Kurucu Strateji

Post

Ortadoğu’da Emperyalist Kaosun Anatomisi

Post

Kürt Sorunu Silahlı Mücadeleden Siyasal Yeniden Kuruluşa

Post

Direnişi Susturamazsınız Gazze, Halkların Ortak İsyanıdır

Post

CHP’ye Operasyonlar, Rejimin Krizi ve Emek Cephesi İhtiyacı

Post

Kriz Rejimi ve Direnişin Toplumsal Zemini

Post

Avrupa’da Militarist Restorasyon ve Sınıf Savaşı

Post

Ortadoğu’da Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar

Post

Zihinleri Teslim Alamazsınız

Post

Ortadoğu’da Yeni Oyun, Eski Hesaplar

Post

Yaşamak İçin Direnmek Zorundayız

Post

Yeni Egemenlik Rejimi

Post

Kilitlenme

Post

Yıkılmayan Kentler İçin Rant Düzenini Yıkmalıyız

Post

Gelişen Direnişlerin Dönüştürücü Potansiyeli

Post

Trump’ın Avrupa’sı: Faşizm, Savaş ve Yeni Düzen

Post

Krizin Derinliğinde Yaşayanlar, Direnişin Ucunda Yürüyenler

Post

Filistin Direniyor, Dünya Suça Ortak Oluyor

Post

Kapitalizmin Çöküşüne Karşı Radikal Bir Yol Arayışı

Post

Ortadoğu’daki Çatışmaların Jeopolitik Sonuçları

Post

Kapitalizmin Dijital Ağlarında Bir Heyula Dolaşıyor

Post

Türkiye: Kriz, Direniş ve Gelecek

Post

1968’den Bugüne Mücadelenin Sürekliliği

Post

Trump’ın Küresel Göçmen Politikalarıyla Faşizme Giden Yolu

Post

Gençlik Bu Düzene Direniyor

Post

Sosyalist Bir Alternatif İçin

Post

Otoriterleşen Rejimlere Bakış

Post

Farklı Mücadeleleri Kesiştirmek İçin

Post

“Güler Yüzlü Kapitalizm” Maskesi

Post

Gözde Sermayedarlar Devri

Post

Yargı Bağımsızlığı Ayaklar Altında

Post

Kapitalizmin Gıda Krizi

Post

Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele

Post

Krizi Ancak Mücadele Aşabilir

Post

Kapitalizmin Krizleri

Post

Kapitalizmin İçinden Bir Olgu: Faşizm

Post

İnsanlığın Seçimi

Post

Yeni Bir Yüzyıl

Post

Emperyalizmin Savaştan Başka Planı Yok

Post

Tespit ve Çözüm

Post

Emperyalizmin Göçmen Planı

Post

Koşullar Mükemmel, Ya Biz?

Post

İnsanlığın Ortak Mirası

Post

Eğitimde Uçurumun Kıyısında

Post

Karanlığı Biz Durdurabiliriz

Post

Ülkenin Sorunlarıyla Uğraşmak Zorundayız

Post

Tek Yumruk Olalım

Post

Fransa'da Maske Düştü

Post

Bay Başkan

Post

Gereğini Yapacağız

Post

Siyasi İktidarın Enkazı

Post

Kavşaktayız

Post

Amok Koşucusu Nereye Koşuyor?

Post

Fişi Çekmeye Hazır mıyız?

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor