Post

Meydanlardan Yükselen Direniş

Meydanlardan Yükselen Direniş

 

Türkiye'de egemen düzen tarihsel meşruiyet krizinin en derin evrelerinden birini yaşamaktadır. Siyasal baskının, yoksullaşmanın ve toplumsal çözülmenin derinleştiği bu dönemde geniş emekçi kesimler umutsuzluk, yalnızlaşma ve edilgenlik sarmalına itilmektedir. Ancak toplumsal edilgenlik kalıcı değildir. Umursamazlık ve geleceksizlik duygusu ancak kolektif mücadele içinde; sokağa, meydana ve yaşama sahip çıkan örgütlü bir pratikle aşılabilir.

Türkiye'de emek-sermaye çelişkisi artık yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkmış, siyasal rejimin niteliğini belirleyen temel toplumsal çatışma alanlarından biri haline gelmiştir. Uzun yıllardır uygulanan neoliberal politikalar, otoriter yönetim anlayışıyla birleşerek emekçilerin tarihsel kazanımlarını sistematik biçimde tasfiye etmiş; ücretleri baskılayan, sendikal örgütlenmeyi zorlaştıran, grevleri fiilen etkisizleştiren ve toplumsal muhalefeti kriminalize eden bir düzen yaratmıştır.

Bugün işçiler, emekçiler, emekliler ve gençler yalnızca düşük ücretlerle değil; örgütsüzleştirme, güvencesizlik, siyasal baskı ve geleceksizlikle de karşı karşıyadır. Milyonlarca emekçi açısından sorun artık yalnızca daha yüksek ücret talebi değil, doğrudan yaşamın sürdürülebilirliği sorunudur.

Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, emekli aylıklarının temel ihtiyaçları karşılamaktan uzaklaştığı, barınma krizinin milyonları yoksulluğa sürüklediği koşullarda sınıf mücadelesi de yeni biçimler kazanmaktadır. İşçi sınıfı bugün yalnızca fabrikalarda değil; meydanlarda, direniş çadırlarında, yürüyüşlerde, açlık grevlerinde ve fiili-meşru mücadele alanlarında kendisini yeniden üretmektedir.

 

Grevden Meydanlara

Tarihsel olarak işçi sınıfının ekonomik ve sosyal haklarını kazanmak için başvurduğu temel mücadele biçimi grev olmuştur. İş bırakma, üretimi yavaşlatma, işgal ve boykot gibi eylemler sınıf mücadelesinin en etkili araçları arasında yer almıştır. Çünkü kapitalist üretim sürecinde işçi, üretimden gelen gücünü kullanabildiği ölçüde sermaye üzerinde baskı kurabilir.

Ancak Türkiye'de son yıllarda grev hakkı sistematik biçimde sınırlandırılmıştır. Çok sayıda grev "milli güvenlik" gerekçesiyle yasaklanmış, toplu sözleşme süreçleri bürokratik mekanizmalar içine hapsedilmiş, taşeronlaştırma ve güvencesiz çalışma biçimleri işçilerin kolektif hareket kapasitesini zayıflatmıştır.

Dahası, toplumun geniş kesimleri artık klasik anlamda grev yapma olanağına sahip değildir. Emekliler üretim sürecinin dışında kaldıkları için bu aracı kullanamamaktadır. Milyonlarca asgari ücretli ise işsizlik tehdidi, sendikasızlık ve güvencesizlik nedeniyle grev hakkını fiilen kullanamaz durumdadır.

Bu nedenle emeklilerin, asgari ücretlilerin ve güvencesiz çalışanların ellerinde kalan temel mücadele araçları; meydanlarda seslerini yükseltmek, yürüyüşler düzenlemek, açlık grevlerine başvurmak ve toplumsal dayanışma ağları örmek olmaktadır.

Bugün sınıf mücadelesi yalnızca üretim alanlarında değil, kamusal alanın bütününde sürmektedir. Bakanlık önleri, kent meydanları, direniş çadırları ve sokaklar emek mücadelesinin başlıca mekânları haline gelmiştir. Geçmişte işçiler yeni haklar kazanmak için greve giderken, bugün çok sayıda emekçi aylarca alamadığı ücretlerini, kıdem tazminatlarını ya da temel yaşam koşullarını koruyabilmek için mücadele etmek zorunda kalmaktadır.

 

Direnişin Yeni Özneleri

Son dönemde maden işçilerinin ve özel sektör öğretmenlerinin yürüttüğü mücadeleler, emek hareketinin yeni dinamiklerini açığa çıkarmıştır.

Aylarca ücretlerini alamayan Özşen Maden işçileri yalnızca gasp edilen haklarını talep etmişlerdir. Ancak karşılarında yalnızca patronları değil, devletin kolluk güçlerini de bulmuşlardır. Cumhurbaşkanı'na ulaşmak isteyen işçiler jandarma müdahalesiyle karşılaşmış, darbedilmiş, gözaltına alınmış ve sürüklenmiştir. Daha sonra kendilerini maden ocağına kapatarak başlattıkları açlık grevi sırasında işçiler ve aileleri silahlı saldırıyla karşı karşıya kalmıştır.

Bütün bu baskılara rağmen madencilerin geri adım atmaması ve taleplerinin önemli bir bölümünü kabul ettirmesi son derece önemlidir. Bu direniş, örgütlü mücadelenin hâlâ en etkili toplumsal güç olduğunu göstermektedir.

Benzer bir tablo özel sektör öğretmenlerinin mücadelesinde de görülmektedir. Güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve toplu sözleşme hakkından mahrum bırakılmaları nedeniyle harekete geçen öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı önünde taleplerini dile getirmek isterken polis müdahalesiyle karşılaşmıştır. Günlerce süren açlık grevleri, eğitim alanındaki sömürünün ulaştığı boyutları gözler önüne sermektedir.

Öğretmenlerin mücadelesi yalnızca mesleki haklarla sınırlı değildir. Bu mücadele aynı zamanda eğitimin piyasalaştırılmasına, emeğin değersizleştirilmesine ve kamusal hizmetlerin tasfiyesine karşı toplumsal bir itiraz niteliği taşımaktadır.

Bu direnişlerin dikkat çekici yönlerinden biri de aileleri, çocukları ve toplumun farklı kesimlerini içine alan geniş bir dayanışma zemini yaratmalarıdır. Annelerin, gençlerin ve mahallelerin mücadeleye katılması sınıf hareketinin toplumsallaşma eğilimini güçlendirmektedir. Bugün yerel ölçekte ortaya çıkan bu direnişler, toplumla kurdukları doğrudan ilişki sayesinde geniş emekçi kesimlerde moral ve umut yaratmaktadır.

 

Birleşik Mücadele İhtiyacı

Türkiye'de milyonlarca insan asgari ücretle yaşam mücadelesi vermektedir. Asgari ücret artık istisnai bir ücret olmaktan çıkmış, fiilen ortalama ücret düzeyine dönüşmüştür. Ancak ücretler artan hayat pahalılığı karşısında hızla erimektedir.

Barınma krizi, yüksek enflasyon ve temel tüketim maddelerindeki sürekli fiyat artışları emekçileri derin bir yoksulluğa sürüklemektedir. Büyük şehirlerde kira bedelleri birçok emekçi için karşılanamaz düzeye ulaşmıştır. Emekliler açısından tablo daha da ağırdır. Yıllarca çalışarak ülkenin zenginliklerini üreten milyonlarca emekli bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadır.

Bu nedenle emeklilerin ve asgari ücretlilerin yükselttiği "ara zam" talebi yalnızca ekonomik bir talep değil, insanca yaşam talebidir. Emekçiler yalnızca ücret artışı değil; adalet, örgütlenme özgürlüğü ve insanca yaşam istemektedir.

Son dönemde ortaya çıkan mücadelelerin önemli bir bölümü geleneksel sendikal bürokrasinin dışında gelişmektedir. Fiili ve meşru mücadeleyi esas alan bağımsız sendikalar, taban inisiyatifleri ve dayanışma ağları giderek daha görünür hale gelmektedir. Bu durum mevcut sendikal yapının ciddi bir temsil krizi yaşadığını göstermektedir.

Önümüzdeki dönemin temel ihtiyacı, farklı sektörlerdeki direnişleri ortak talepler etrafında birleştirebilecek taban örgütlenmelerinin güçlendirilmesidir. İşçi komiteleri, yerel emek meclisleri ve sektörler arası dayanışma ağları, dağınık mücadelelerin ortak bir hatta buluşmasının araçları haline gelmelidir.

 

Baskı ve Direniş

Son yıllarda emek mücadelesinin hemen her örneğinde kolluk güçlerinin doğrudan müdahalesi görülmektedir. İşçilerin yürüyüşleri engellenmekte, öğretmenler gözaltına alınmakta, sendikacılar yargılanmakta ve direniş alanları abluka altına alınmaktadır.

Bu tablo tesadüfi değildir. Ekonomik kriz derinleştikçe ve emek üzerindeki sömürü yoğunlaştıkça siyasal iktidar baskı araçlarına daha fazla başvurmaktadır. Ekonomik rıza mekanizmalarının zayıfladığı koşullarda düzen, kendisini giderek daha fazla zor aygıtları üzerinden yeniden üretmeye çalışmaktadır.

Ancak tarih göstermektedir ki baskı arttıkça direniş de büyümektedir. Maden işçilerinin, öğretmenlerin, emeklilerin ve asgari ücretlilerin mücadeleleri bu gerçeği yeniden doğrulamaktadır.

Önümüzdeki dönemde ortaya çıkan dağınık direnişlerin ortak bir sınıf programı etrafında birleşmesi yaşamsal önem taşımaktadır. Emekçilerin mücadelesi yalnızca ücret artışı mücadelesi değildir; aynı zamanda demokratik hakların, kamusal hizmetlerin ve toplumsal eşitliğin savunulması mücadelesidir.

Tam da bu nedenle Türkiye sosyalist hareketinin önünde tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır. Güncel direnişleri yalnızca dayanışma konusu olarak görmek değil, bu mücadeleler arasında kalıcı bağlar kurmak, ortak talepler etrafında birleşik mücadele dinamiklerini geliştirmek ve sınıfın dağınık öfkesini örgütlü bir toplumsal güce dönüştürmek hayati önem taşımaktadır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, farklı direniş odaklarını ortak bir siyasal hatta buluşturabilecek birleşik bir emek cephesinin yaratılmasıdır. Türkiye sosyalist hareketi bu tarihsel kavşakta, tabandaki mücadele dinamiklerini büyütmek, işçi sınıfının bağımsız siyasal hattını güçlendirmek ve genel grev-genel direniş perspektifini somut bir mücadele programına dönüştürmek için daha fazla çaba harcamak zorundadır.

Çünkü hiçbir hak kendiliğinden verilmez. Tarih boyunca bütün haklar örgütlü mücadeleyle kazanılmıştır. Bugün Türkiye'de demokrasi, eşitlik ve insanca yaşam mücadelesinin gerçek öznesi, emeğiyle yaşayan milyonların birleşik, örgütlü ve mücadeleci iradesidir.

 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Meydanlardan Yükselen Direniş

Post

Rejimin Yeniden Yapılanması Karşısında Devrimci Alternatif

Post

Emperyalist Yeniden Paylaşım, Militarizm ve Sınıf Mücadelesi

Post

Fırtınayı Beklemek Değil, Dünyanın Tozunu Atmak

Post

Butlan Rejimi, Devlet Aklı ve Yoksulluğun Gölgesinde Türkiye

Post

Madencilerin Direnişi ve Düzenin Gerçeği

Post

Parçalı İsyanlar ve Krizin Yönetimi

Post

Kriz ve Direniş

Post

Faşizmin Yeniden Biçimlenmesi. Kriz Devleti, Hegemonya ve Türkiye

Post

Hafızanın Keskinliği, Çelişkinin İzleri. Yalçın Küçük Üzerine

Post

NATO ve 21. Yüzyılın Hegemonik Oyunları

Post

Genişleyen Sınıf Kendi Adıyla Konuşuyor

Post

Dünyayı Biz Kuracağız. Gençliğin Sınıfsal, Politik ve Örgütsel Görevi

Post

Türkiye’de Yoksulluk. Ekonomik Bir Hata mı, Bilinçli Bir Emek Rejimi mi?

Post

Küresel Kriz, Emperyalist Rekabet ve Savaşın Ufku

Post

İktidarın Çürümesi ve Gürültünün Siyaseti

Post

Sistem, Mezhep ve Sınıf

Post

Kapitalist Kriz ve Halkların Direnişi

Post

İlke ile Refleks Arasında

Post

EMPERYALİST SAVAŞ VE TAHAKKÜM DÜZENİ

Post

Gerçeklikten Kaçışın Politik Anlamı

Post

Faşizm ve Emperyalist Krizin Küresel Boyutu

Post

Kayyum Siyaseti ve Solun Sessizliği

Post

Eğitimde Gericileşme ve Patriyarkanın Yeni Formları

Post

Kapitalist Çürüme ve Devrimci Program İhtiyacı

Post

Cumhuriyetin Çöküşü

Post

Mütevazı Bir Teklif 5.0

Post

Sistem Çöküyor Kopuşun Zamanı Şimdi

Post

Yeni Paylaşım Savaşı ve Halkların Direniş Hattı

Post

Bu Düzen Çöküyor, Devrimciler Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Post

Tarihsel Kırılma ve Devrimci Yeniden İnşa

Post

Doğa Yanıyor, Rejim Susuyor

Post

Yeni Müesses Nizamın Krizi, Direnişin Praksisi

Post

Geçmişten Geleceğe Kürt Mücadelesi Tarihi

Post

Devrimci Örgütlenme ve Kurucu Strateji

Post

Ortadoğu’da Emperyalist Kaosun Anatomisi

Post

Kürt Sorunu Silahlı Mücadeleden Siyasal Yeniden Kuruluşa

Post

Direnişi Susturamazsınız Gazze, Halkların Ortak İsyanıdır

Post

CHP’ye Operasyonlar, Rejimin Krizi ve Emek Cephesi İhtiyacı

Post

Kriz Rejimi ve Direnişin Toplumsal Zemini

Post

Avrupa’da Militarist Restorasyon ve Sınıf Savaşı

Post

Ortadoğu’da Dönüşüm ve Yeni Paradigmalar

Post

Zihinleri Teslim Alamazsınız

Post

Ortadoğu’da Yeni Oyun, Eski Hesaplar

Post

Yaşamak İçin Direnmek Zorundayız

Post

Yeni Egemenlik Rejimi

Post

Kilitlenme

Post

Yıkılmayan Kentler İçin Rant Düzenini Yıkmalıyız

Post

Gelişen Direnişlerin Dönüştürücü Potansiyeli

Post

Trump’ın Avrupa’sı: Faşizm, Savaş ve Yeni Düzen

Post

Krizin Derinliğinde Yaşayanlar, Direnişin Ucunda Yürüyenler

Post

Filistin Direniyor, Dünya Suça Ortak Oluyor

Post

Kapitalizmin Çöküşüne Karşı Radikal Bir Yol Arayışı

Post

Ortadoğu’daki Çatışmaların Jeopolitik Sonuçları

Post

Kapitalizmin Dijital Ağlarında Bir Heyula Dolaşıyor

Post

Türkiye: Kriz, Direniş ve Gelecek

Post

1968’den Bugüne Mücadelenin Sürekliliği

Post

Trump’ın Küresel Göçmen Politikalarıyla Faşizme Giden Yolu

Post

Gençlik Bu Düzene Direniyor

Post

Sosyalist Bir Alternatif İçin

Post

Otoriterleşen Rejimlere Bakış

Post

Farklı Mücadeleleri Kesiştirmek İçin

Post

“Güler Yüzlü Kapitalizm” Maskesi

Post

Gözde Sermayedarlar Devri

Post

Yargı Bağımsızlığı Ayaklar Altında

Post

Gezi Güncelliğini Koruyor

Post

İdeolojik Manipülasyonlarla Mücadelenin Yolu

Post

Suriye’deki Senaryolar

Post

Zor Zamanlar Devrimci Eylemi Gerektirir

Post

Tarihsel Çelişki

Post

Bir Çöküş Hikayesi

Post

Halkların Mücadelesi

Post

Emperyalist Kriz ve Sınıf Mücadelesi. NATO, Ortadoğu ve Türkiye

Post

Kapitalizmin Derin Krizi ve İsviçre’de Emekçi Direnişinin Yükselişi

Post

İstisna Rejimi

Post

Panik ve Umut

Post

EĞİTİM DEĞİL EMEK

Post

Sömürü Ağları ve Sınırların Ötesindeki Emek

Post

Maskenin Ardından Bakmak

Post

Kürt Meselesi ve Devletçi Paradigma

Post

Yaşlı Adamların Dünyası ve Doğan Tarihsel Özneler

Post

Karanlık Kentler

Post

Büyük Hırsızların Cumhuriyeti

Post

Kürt Meselesi ve Devrim

Post

Gazze Emperyalizm, Soykırım ve Direniş

Post

Meşruiyeti Çöken Düzen, Yükselen Devrim İhtimali

Post

Çürüyen Düzenin Ortak Kaderi

Post

Karanlıktan Çıkışın Yolu

Post

Faşist Hareketi Besleyen Politikalar

Post

Kapitalizmin Yolu Savaşlara Çıkıyor

Post

Sağlık Kamusal Bir Haktır

Post

Yönetememe Krizi Derinleşiyor

Post

Bölgesel Savaşlar Denklemi

Post

Yönetememe Krizinin Sonucu: Anayasa Tartışması

Post

Devrimin Güncelliği

Post

Gemisini Kurtaran Kaptan Olamayız

Post

Bir AKP Politikası: Sorunu Çözme, Ortadan Kaldır

Post

Ortadoğu'nun Felaketi, İsrail

Post

İddiasını Yitirmiş Sosyalist Hareket

Post

Yoksulluğun Karşısında Somut Politik Program

Post

İktidarın Krizi, Milliyetçilerin Saldırıları

Post

Avrupa’da Faşizm Hayaleti mi Dolaşıyor?

Post

Gezi’nin Gücü, İktidarın Korkusu

Post

Savaşların Karşısındaki Gençlik

Post

Basın Özgürlüğünü Savunalım

Post

Kapitalizmin Gıda Krizi

Post

Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele

Post

Krizi Ancak Mücadele Aşabilir

Post

Kapitalizmin Krizleri

Post

Kapitalizmin İçinden Bir Olgu: Faşizm

Post

İnsanlığın Seçimi

Post

Yeni Bir Yüzyıl

Post

Emperyalizmin Savaştan Başka Planı Yok

Post

Tespit ve Çözüm

Post

Emperyalizmin Göçmen Planı

Post

Koşullar Mükemmel, Ya Biz?

Post

İnsanlığın Ortak Mirası

Post

Eğitimde Uçurumun Kıyısında

Post

Karanlığı Biz Durdurabiliriz

Post

Ülkenin Sorunlarıyla Uğraşmak Zorundayız

Post

Tek Yumruk Olalım

Post

Fransa'da Maske Düştü

Post

Bay Başkan

Post

Gereğini Yapacağız

Post

Siyasi İktidarın Enkazı

Post

Kavşaktayız

Post

Amok Koşucusu Nereye Koşuyor?

Post

Fişi Çekmeye Hazır mıyız?

Post

Masalın Sonunu Getireceğiz

Post

İtalya’da Sandıktan Ne Çıktı?

Post

‘Kral Çıplak’ Diyelim Kralı Gönderelim

Post

Bu Kış Avrupa’da Bir Hayalet Dolaşır mı?

Post

Kapitalizm İçin İşler Yolunda Gitmiyor