Onların adalet mücadelesi
Onların adalet mücadelesi
Türkiye’de 597 adliye binası aktif olarak hizmet veriyor. Peki, bu adliyelerde adalet bulacağını düşünen var mı? Yok. PanaromaTR’nin Mayıs 2026’da yaptığı araştırmaya göre araştırmaya katılanların %76’sı adalete güvenmediğini söylüyor.
Bir hukuksuzluğa uğrayan gelsin çözüm bulsun diye yapılan bu binalar, vatandaş için dört duvardan öte bir anlam taşımıyor. Üstelik dünyadaki en büyük adliye de, İstanbul Anadolu Adalet Sarayı, bizde. Hatta, bir rekora daha imza atmak üzereyiz, daha büyüğünün Ankara’da yapılması planlanıyor. Gelin görün ki bu koca koca binalar, adalet arayanın derdine derman olmuyor.
“İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede imzayı çekenler, kızımın dosyasını 3 yıldır Anayasa Mahkemesi’nde bekletiyor.” Bu cümle, Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım’a ait ve Türkiye’de adaletin durumunu çok iyi açıklıyor.
****
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı düzenledi. Havin Aşkan, Sedef Güler, Mekiye Akyel, Aysun Yıldırım, Eda Küçükbaltacılar, Duygu Bölükbaş, Elif Özkan ve Ceren Ünal’ın yakınları da bu toplantıda adalet mücadelesini anlattı. Her biri konuştukça gerçekler buz gibi yüzlere çarpıldı.
Öldürülen/şüpheli şekilde ölü bulunan kadınların yakınları ile yıllardır birlikte yol yürüyoruz. İsmini saydığım aileler yalnızca bu toplantıya katılabilenler. Çok daha fazlası ile mahkemelerin kapılarını aşındırdık, aşındırmaya da devam ediyoruz.
Yıllardır, kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü verilerini raporluyoruz. Devletin imkanlarının yanından bile geçemeyecek sınırlı imkanlarla, ulaşabildiğimiz kadarını, kamuoyu ile paylaşıyoruz. Kadınların maruz kaldığı şiddet karanlıkta kalmasın diye mücadele ediyoruz. Bu mücadele, sonuçlarını da veriyor. Kadınlar erkekler tarafından öldürülüyor, bu kadın cinayetidir dedik. Toplum bunu öğrendi. Şiddeti durdurmak için İstanbul Sözleşmesi şart, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hayati dedik. Toplum bunu öğrendi. Kadınlar haklarını öğrendi. Kadınların ölümü bile şüpheli bırakılıyor, dosyalar kapatılıyor dedik. Toplum bunu öğrendi, her meydanda adalet arıyor.
13 Temmuz günü yapılan basın toplantısının adalet mücadelesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Önemi; her bir konuşmacının anlattıklarında, kadınların hayatta kalma mücadelesinde ve sonrasında geride kalanların uğraşında.
Kadın cinayeti davalarında ayrımcı indirimler verilmesin diye eylemler yaptığımız dönemler oldu. Bugün ise o dosyalar hele bir açılabilsin diye de mücadele ediyoruz. Bu tablo, AKP iktidarının kadın düşmanı politikalarının sonucu. Buna şüphe yok. Fakat yalnızca böyle değerlendirmek de eksik olur.
Soruşturma dosyaları takipsizlik kararlarıyla kapatılıyor. 2026 yılının ilk 6 ayında 150 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Buna rağmen, nasıl oluyorsa bir kadın ölü bulununca ilk akla gelen intihar oluyor. Dosyalar arşivlerin tozlu raflarına kaldırılıyor. Sedef Güler’in annesi Gülizar Sezer, “Bizim çocuklarımız arşivde olamaz” diyor. Mekiye Akyel’in ablası Halime Pirgil, “Kardeşimin yaşarken kendine ait bir kimliği olmadı bari bir mezarı olsun” diyor.
Öldürülen yakını için adalet arayanlar hangi kapıyı çalsa o kapı yüzlerine kapatılıyor. Hayattayken refah içinde bir yaşamı çok görenler, öldürüldüğünüzde de adaleti çok görüyor. Hayattayken açlık sınırının altında ücretle çalış, emekli olduktan sonra da çalış, okurken de çalış. Öldürüldüğünde mezarın olmasa da olur. İktidar, en altta kalanın canı çıksın diyor. Ülkeyi yönetenler, tüm zenginliği yaratanları kimsesiz görüyor. Ne ürettiğinden payını alabilirsin, ne adaleti bulabilirsin. Tam da bu nedenle, adalet mücadelesi/şüpheli kadın ölümleri işçi sınıfı ile ilişkilidir aynı zamanda.
Hükümet, kendilerini sahipsiz görse de bu mücadelenin özneleri birbirlerinden güç alıyor. Her biri konuşmasını “Sonuna kadar mücadele edeceğim.” diye bitiyor. Onların mücadelesi sahipsiz kalmayacak.
Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.
263802635.webp)








241534546.webp)


245950176.webp)




243859717.webp)


240459470.webp)








253426919.webp)











255437302.webp)





















230903555.webp)







234218485.webp)


231323595.webp)



















222511212.webp)




























