Asgari Ücret Mücadelesine Yüklenelim
Asgari Ücret Mücadelesine Yüklenelim
Migros Depo işçileri, Polyak ve Doruk madencilerinin ardı arkasına zaferle sonuçlanan direnişleri, içinden geçtiğimiz zamanın ruhunu tekrardan tunçtan bir kanun gibi dağa taşa yazmış oldu: İşçi sınıfının örgütlü ücret mücadeleleri belirleyici politik öneme sahiptir. Yalnızca yerel ölçekte kalmamakta, sermaye iktidarına karşı İstanbul ve Ankara merkezli gerilimler yaratarak ülke çapında yankı uyandırabilmektedirler.
Bunun yanı sıra bu tür ücret mücadelelerinin solu tüm politik merkezleriyle birlikte ortak tutum geliştirmesini ve tüm kitleselliğiyle direnişleri büyütme yönünde davranmaya yöneltmesi de pratik ve pozitif bir gerçek olarak gözler önüne serildi. Bu tabloyu ülkemiz gündelik yaşamına en uygun biçimde anlamak ve bu eksende programatik bir çalışmayı sürdürmek hepimizin görevi.
Ülke gündeminde AKP-MHP’yle doğrudan etkileşim içinde ve adı konulabilen iki politik gündem öne çıkıyor. Biri, iktidar alternatifi olma gücü gösteren CHP’nin üzerindeki sistematik baskı siyasetine karşı demokrasi mücadelesi. Diğeri ise Kürt Özgürlük Hareketi’nin iktidar ile yürüttüğü müzakere, barış ve aslında en önemlisi hareketin yeni programı uyarınca dönüşümü mücadelesi. Her iki konu da kendine özgü dinamikleri, imkanları ve tehlikeleriyle birlikte özneleri tarafından sürdürülüyor.
Aslında bu iki mesele de, ortak bir demokratik cumhuriyet mücadelesi başlığı altında ele alınması gereken meseleler. Fakat ülkemizde politik demokrasi kavrayışının eksikliği, Kürt sorununun muhalefetteki siyasetler tarafından ciddiyetsiz kavranışı, AKP-MHP iktidarına karşı parçalı muhalefet etme halinin özgül durumu gibi sebeplerden ötürü görünürde iki çelişmeli akış biçiminde devam ediyor.
Bu çelişmeli akışlar, muhalefet odaklarının ve yaklaşımlarının toplumsal tabanlarını da etkileyerek birbirinden uzaklaşması sonucunu büyütüyor. İktidar, antik böl ve yönet taktiği ile demokratik dönüşümü bir yandan doğrudan baltalıyor bir yandan yalnızca kendi gücüne bağımlı bir konu haline getirmeye çalışıyor. Halbuki demokrasinin ülkemizde en asgari biçimiyle tesis edilebilmesi için AKP-MHP iktidarının tüm karşıtları tarafından ciddi oranda geriletilmesi gerekiyor.
Geriletebilme imkanı, iktidarın bölme hamlesine karşı bir bölme hamlesiyle mümkün. Öne çıkan ve adı konulmuş bu mücadele süreçleri dışında, politik manada adı konmamış ama milyonları doğrudan ilgilendiren bir başka konu var: Çoğunluğu asgari ücretliler olmak üzere emekçi halkımızın düşük ücretlere, işsizliğe, sendikasızlığa, hukuksuzlaştırmaya karşı olan mücadelesi.
Bu mücadelenin ülke sathında programı belirlenmiş, adı konmuş ve eylemlilikler ekseninde örgütlü güç kazanmış hale gelmesi iktidarın bölme hamlesine karşı durabilecek biricik potansiyeli barındırıyor. Çünkü ancak ekonomik çıkarlarını örgütlü ve politik biçimde savunan her ulustan ve kesimden emekçiler çağdaş demokratik bir cumhuriyetin gerçek kurucu öznesidir. Ve ancak her şeyden önce onların çıkarlarını ısrarla savunan sosyalistler, o adı konmayan milyonların mücadelesini yükseltebilir.
Her birinin gerçekleşmesi, emekçi halkın politikayla kurduğu ilişkiyi muazzam ölçekte dönüştürebilir.
Asgari Ücret İnisiyatifi geçtiğimiz ay TBMM kürsüsünden asgari ücretlinin mücadelesini dile getirdi. 1 Mayıs öncesinde İstanbul toplu taşımalarında başlatılan alkış eylemleri geçtiğimiz hafta sonu Şirinevler ve İzmir’deki yürüyüşlerle devam etti. Sonraki buluşma da Üsküdar’da olacak ve her hafta bu bir araya gelişler devam edecek. Özellikle ana haber bültenlerine de konu olan Şirinevler eylemi, asgari ücretin yükseltilmesi mücadelesinin emekçi halkımızda ne denli etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu tür bir çalışmanın karşılığı fazlasıyla var.
Var, çünkü gündelik yaşamın tüm emareleri Asgari Ücret İnisiyatifi’ni göreve davet etmekte. Burası ücretlilerin, işsizlerin, emeklilerin, MESEM’li gençlerin ortaklaştığı ve bir arada çıkarlarını savunduğu büyük bir örgütlenme zemini haline gelebilir.
Sürekli örgütlenme, sürekli propaganda ve katılımcı eylemlerle büyük bir birikim yaratılabilir. İnisiyatif; asgari ücret her tartışıldığında, enflasyon her gündeme geldiğinde, sebze meyve fiyatları yeniden uçtuğunda sesini yükseltip saflarını daha da güçlendirebilir. Asgari ücret mücadelesini gündelik hayatın bir parçası haline getirebilr.
Nihayet Asgari Ücret Tespit Komisyonu görüşmelerinde sahneye çıkabilir. O masanın kurulduğu yerin önünden “milyonlarca asgari ücretlinin tarafı ve temsilcisi benim” diyebilir.
Ama sarı sendikacıların konuştuğu bürokratların ve kirli ilişkilerin arasından değil. Şehirleri dolduran, yokluğu yaşayan, ücret mücadelesi veren asgari ücretlilerin, emeklilerin, genç işçilerin, işsizlerin arasından. Fark eder mi? Çok büyük fark eder.
O yüzden herkesin yaratıcılığına, emeğine ve cesaretine sürekli olarak ihtiyaç olacak. Ankara’nın göbeğinde Bağımsız Maden-İş öncülüğünde yürüyen Doruk madencilerinin kazandığı zafer, politik ücret mücadelelerinin yolunu en güçlü şekilde açtı. Bu yoldan yürüyelim, asgari ücret mücadelesine yüklenelim.
Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.







253426919.webp)











255437302.webp)
















241534546.webp)


245950176.webp)




243859717.webp)


240459470.webp)











230903555.webp)







234218485.webp)


231323595.webp)



















222511212.webp)




























