Post

Mühim Olan Mühimmat  

Mühim Olan Mühimmat  

Her şey kapitalizmin gidişatına göre şekilleniyor. 

Şu Donald Trump’ın kararlılığına ve bütün koşullara rağmen çırpınışına bakınız. 

ABD’nin bir yıllık gayrisafi yurt içi hasılası 30 trilyon dolar ve Çin’inki ise 20 trilyon dolar. Satın alabilme kabiliyetine göre Çin’in durumu daha iyi. Çin 40’a ulaşmış ama ABD 30 trilyon dolarda sayıyor. Aklımızda tutalım ve buna dayanarak düşünmeye başlayalım diye söylüyorum. Anlıyoruz ki Çin ABD’nin ensesinde. Ensesinde boza pişiremiyor ama ensesinde. Çin devleti, kıtlık ve yoksulluk çeken ülke olarak buralara gelebildiği için durum önemli. Yani Çin dış kulvardan koşarak buraya gelebildi ve şimdi ABD’nin hemen yanından koşuyor. 

Her şeyi öğrenmek, her şeyi taklit etmek ve her şeyi üretmek zorunda kaldı. Matkap ucu da üretti, kendi özgün beşinci nesil görünmez savaş uçaklarını da. Bu uçakları seri olarak ve çok sayıda üretebiliyor olması da ayrıca bir üstünlük. 

Çin’in GSYH’si iyi, mal ihracatı iyi, nüfusuyla birlikte coğrafyası iyi ve uçakları iyi. İşte meselenin ucunun bağlandığı yer burası. Trump’ın bütün deli deli hareketleri bu nedenle. Mevcut NATO, mevcut “küreselleşme” ilişkileri ABD’nin işine yaramıyor. Her uluslararası gelişme onun hegemonyasını biraz daha aşındırıyor. Acilen bir tedbir alabilmenin telaşında. Avrupa’nın askeri yükünü üstlenmiş olarak oyalanmak istemiyor artık. Evet bir zamanlar NATO için “Amerika’yı içeride, Rusya'yı dışarıda, Almanya’yı kontrol altında tutmak lazım” denirdi. Şimdi buna imkanlar elvermiyor. Avrupa, ABD’ye bağımlı olarak silah harcamaları mutlaka yapacaksa, Almanya’nın da eli serbest kalabilir. Avrupa Almanya’ya emanet. 

Karl Marks’ın acımasız bir şekilde “müjdelediği” gibi, kapitalistler hiçbir şekilde yüksek kar elde edemiyor. Finans, emlak, dolar tekeli çare değil. ABD zamanında üretim kapasitesinin dışarıya taşınmasını güle oynaya tercih etti. Çin’e kolayca ve ucuza ürettireyim derken, imalat sektörünü erozyona uğrattı. Bunun bütün sonuçlarını ekonomisinin kötü gidişatında derinden hissediyor. 

Kimseyi sırtında taşıyabilecek hali yok. Bir an önce ağırlığı Hint-Pasifik bölgesine kaydırmak zorunda, yani Çin’e. Sadece Çin de değil, aslına bakılırsa kallavi bir karşı blok var. Baltık bölgesinde Polonya’yı, Batı Karadeniz’de Romanya’yı konumlandırıyor Rusya’ya karşı. Ukrayna zaten Rusya ile savaş halinde. Venezuela’dan sonra kolay ilerlerim dedi ama İran’da takıldı. Her koldan kendisine alternatif ülkelere saldırıyor. 

Bütün bunlar için para lazım. Çin, İran’dan da uzak. Sefer uzun mesafeye. O nedenle bütün NATO’yu GSYH’nin %5’i oranında haraca bağladı. Herkes paraları sökülecek. Yok öyle yağma Trump’ın böreği. 

Türkiye bunu hiç sorun etmedi, zaten o yolun yolcusuydu. Bizimkilerin de normal ekonomik hayattan bir umudu yok. Memleketin varını yoğunu askeri sanayi kompleksine yatırmanın peşindeler. Kanal İstanbul gibi. Yazık, mevcut boğaza bir çivi bile çakamıyorlardı biliyorsunuz. Yeni kanal yaptıklarında boğaz manzarası niyetine parsel parsel satacaklardı. Şimdi bu askeri sanayi de aynen böyle. ASELSAN ve TUSAŞ gibi kamu kuruluşlarının aleyhine AKP’ye yakın olan, yerden bitme askeri sanayi şirketleri palazlandırılıyor. Düşününüz altı yıllık “ARCA Savunma Sanayi” denilen firma 2,9 milyar dolarla ihracat rekoru sıralamasına giriyor. 155 milimetrelik top mermisi yapmayı çok iyi ezberlemişler. Tanıl Bora’nın “İnşaat Ya Resullullah” diye derleme bir kitabı vardı, şimdi inşaat yerine “mühimmat” kelimesi düşünülebilir. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada diyor ki: “Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda şimdiden %1,5'lik bütçe payına ulaştık. Böylece %5 hedefine, Lahey'de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce (yani 2030'da) erişmeyi hedefliyoruz.” Muhtemelen bu yüzde beşlik limiti de “bir lütuf” olarak görüyor. Bahsi geçen hedefe beş sene evvel ulaşmak heyecanında.  

Mehmet Şimşek’in “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi” personel servislerini bile iptal ederek yılda 1 (bir) milyar dolar tasarruf hedefliyordu biliyor musunuz? Türkiye’nin GSYH’si 1,6 trilyon (milyar değil) olduğuna göre, bunun yüzde beşi 80 milyar dolardır. 1 milyar dolar nire, 80 milyar dolar nire? Görüyor musunuz bizim boğazımızdan kesilen paraların nerelere gittiğini. 

Ankara’da NATO toplantısı yapılacağı esnada Öğretmenler Sendikası üyesi öğretmenler, açlık sınırının altında ücret almamak için, açlık grevi yapıyorlardı. Ne diyeyim, vicdanınız var mıdır ki? 

ABD ve Türkiye’deki hükümet; halkına kamu hizmeti vermeyip, kamu kaynaklarını askeri sanayi için harcamak faslında ruh gibi anlaşıyor. 

Yarın, geniş bir yazar kadrosu ile günceli değerlendirme, siyasi gelişmeleri takip etme, öngörme, anlama ve fikri bir yön çizme hedefindedir. Ancak yayınlanan yazılardaki görüşler, Yarın Yayın Kurulu’nun politik değerlendirmeleriyle tümüyle aynı çizgide olmayabilir. Farklı değerlendirmelere sahip olsalar da mücadeleye katkı sunacağını düşündüğümüz tüm yazılara yayın ilkelerimiz çerçevesinde yer vereceğiz.

İlgili Yazılar

Post

Mühim Olan Mühimmat  

Post

İyi, Cesur, Politik ve Muzip 

Post

Kıyamete Götüren Alamet: NATO

Post

Gençliğin Gözleriyle Bakmak

Post

Kaynaşmış Değiliz 

Post

Barışa Başlamalıyız

Post

Basra Harap Olmadan 

Post

Kâğıttan Beyinli Emperyalizm

Post

Geldik Bugüne

Post

Kürt Halkını Savunacağız

Post

7 Milyon İşçinin Ücreti

Post

Parsel Parsel Satan Bir Sanık Aranıyor

Post

Sistemin Eleştirisi

Post

Son Gülen İyi Güler

Post

Yorumlamanın Gücü

Post

Emekçilerin Bir Doğrusu Yüz Tane Eğriyi Düzeltti

Post

Arkadaşlık Taklit Edilemez

Post

6 Saatlik Çalışmayla Herkese İş

Post

Kaç Bin Yıllık Hasretimin Koncası

Post

Ordu’nun Dereleri Yukarı Akmaz

Post

Belki Şehirlerimize Bir Barış Gelir

Post

Alım Gücü Bin Lira Düştü

Post

CEO’ları Kıskanıyor Muyuz?

Post

Metal İşçisi Yüzde 125 Zam İstedi

Post

Teke Düşüyoruz

Post

Asgari Ücret Belirlenirken Prensipler

Post

Söz Hakkı Kime Ait?

Post

Nereden Başlamalı?

Post

Somut Programın Başarısı: Mamdani

Post

Tabii ki Demokrasi İstenecek

Post

Uysa da Söyledi Uymasa da

Post

Emsalsiz, Tek ve Kıyaslanamaz Değiliz

Post

Açlıktan Öte Köy Var mı?

Post

Tek Adam Rejimi Tekledi

Post

İyi Bir Başlangıç

Post

Colani Golan Tepelerini Savunmadı

Post

Kişi Başına GSYH 720 Binse, Asgari Ücret 50 Bin TL Olmalı

Post

Ara Aşamalar

Post

Ortadoğu’daki Dalgalanmalar

Post

Tam Kurtuluşun Yolu

Post

Gerçekçi Ol, İmkansızı İste

Post

Kamusal Emeklilik Hakkı Savunulmalı

Post

Köylülere Her Yönden Saldırı

Post

Kurban Edilmek İstenen Emekliler

Post

Üç İnsandan Biri İşsiz, Dört Çocuktan Biri Aç

Post

Haklılığımızı Açıklıyoruz Ve Kanıtlıyoruz

Post

Emeğin Tam Karşılığı, Tam Refah, Tam İstihdam

Post

Üreten Biziz, Paylaşan Da Biz Olacağız

Post

Enflasyonu Ücretler Yaratmıyor: 5 Kanıt

Post

Meydanları Boş Bırakma

Post

Asrın Hortumlaması: 133,5 Milyar Dolar

Post

Asgari Ücreti Kıyaslamak

Post

Asgari Ücret 42.300 Lira Olmalı

Post

Olmaktan Korktukları Yerdeler

Post

Tarih Bir İpucu Bekliyor

Post

Yarını Bugünden Kurmaya Başlamak

Post

Kamu Yararı için Ürün ve Hizmet Yaratmak

Post

Yön Göstermek

Post

Somut Koşulların Somut Analizi ve Siyaseti

Post

AKP Bir Geri Dönülmez Felakettir

Post

Orman Yangınlarında Bütün Tohumlar Ölmez

Post

Kerelerce Ölçülen Gelir Adaletsizliği

Post

Alem Buysa Kral Popülistler

Post

İşçi Sınıfı Şart Koşabilir

Post

Sefalet Endeksi

Post

Birkaç Ağaç ve Bir Nefes

Post

Ücret ve Kar Tahterevallisi

Post

Laiklik Şimdi ve Hep Gerekli

Post

Enflasyonun Yarattığı Sefalet

Post

Enflasyonun Sebebi Açlık Sınırındaki Ücretler mi?

Post

Bütçede Değirmenin Suyu Nerden Gelir Nereye Gider

Post

Anayasa Mahkemesini Bir Kez Tanımamak

Post

Gençler Sadece Asansör İstemez

Post

Emek ve Demokrasiden Yana Cumhuriyet

Post

Yahudi Olmayan Çocuklar da Çocuktur

Post

Elin ve Evin İyisi

Post

Göz Hizasında Siyaset

Post

Dördüncü Kuvvet Dik Duruyor

Post

Beton Bina ve Fabrika

Post

Smaç Sebep Sayı Sonuçtur

Post

Sorun Geniş Bir Zaman ve Mekanda

Post

Ekmek İstiyoruz ama Gül De

Post

Parti İşçi Sınıfını Besteler

Post

Kamu Mülkiyetini Kurtarmak

Post

İçeriksizlik Fırtınası

Post

Ormanlar Bizim, Kahrolsun Kapitalizm

Post

“Esset” Değil Halkın Öz Varlıkları

Post

Var ve Yok Listesi

Post

Karşı Kültür

Post

Günbegün Ücret Mücadelesi

Post

Aslanı Kediye Boğdurmak

Post

Sonradan Hatırlananlar

Post

Seçimin Yarattığı Yorumlama İmkânı

Post

Erdoğan’a Yetki Yok

Post

Mülkiyet Sorunu

Post

Halkın Temel İhtiyaçları, Kamu Hizmeti Olarak Karşılanmalı

Post

Örgütlü Gücü Meclis'e Taşıyalım

Post

Hiçbir Yerden İzin Almamak

Post

Mahirleri Anmak Değil Anlamak

Post

Hareketin Hareket Halindeki Doktrini

Post

Denizlere Çıkar Sokaklar

Post

Tabutta Röveşata

Post

Buyurunuz Buradan Yakınız, Mösyö Hükümet

Post

Depremin Siyaset Üstü Olmaması

Post

Basra Harap Olmadan Önce

Post

Halkın Birikimlerinin Bağımsızlığı

Post

Görev Zamanı

Post

Bu Daha Başlangıç

Post

Kaynaşmış Değiliz

Post

Bolsonaro Tavuğunu Yalnız Yemesin

Post

Suriye Sınırını Değil Açlık Sınırını Geç

Post

Neden Yapmasınlar?

Post

Hayallerin de Sadakate İhtiyacı Vardır

Post

Büyük Pasta, Küçük Pay

Post

Yine Sınırlama Esas, Hürriyet İstisna

Post

Seçenek Biziz

Post

Üç Husus

Post

Radikalizm

Post

Örgütlü Toplum Parlamentoya Rengini Vermeli

Post

İşçi Sınıfı Programı Vaat Eder

Post

Güç Siyasetle Yapılır

Post

Yenilgi Sonrasında Yorumlamanın ve Politik Programın Yitimi

Post

İşçi Sınıfının Tahtına Oturmaya Kalkışmak